Fas'ta Gezilecek En İyi 8 Yer
Fas'a ilk kez gidenlerin çoğu dönüşte aynı şeyi söyler: "Tahmin ettiğimden çok farklıymış." Medinaların dar sokaklarında yürürken birkaç yüzyıl geriye gitmiş gibi olursunuz. Birkaç saat sonra da kendinizi Atlantik kıyısında, sörf tahtasını koltuğunun altına almış gençlerin arasında bulabilirsiniz. Kimi bu ülkeye tarihi şehirleri için gelir, kimi plajları, kimi de yemekleri için. Biraz fazla vaktiniz varsa bir gece çölde kalıp ertesi hafta karlı zirvelere bakan köylerde yürüyüş yapmak bile mümkün.
Fas, Avrupa'ya sanıldığından yakın. İspanya'nın güney ucundan feribota binip bir saatte karşıya geçebiliyorsunuz. Ülke içinde dolaşmak da son yıllarda epey kolaylaştı. İç hat uçuşları, Tanca ile Kazablanka arasında çalışan Al Boraq hızlı treni, yenilenen yollar ve düzenli şehirlerarası otobüsler sayesinde rota kurmak eskisi kadar zahmetli değil.
Aşağıda Fas'ta gezilecek yerler arasından sekizini seçtik. Her birinin kendine göre bir havası var. Hepsini tek seferde görmeye çalışmayın; size en çok hitap edenleri seçip rotanızı onlara göre çıkarın.

1. Marakeş
Romantizm için
Marakeş, Fas denince çoğu kişinin aklına ilk gelen şehir. Burada her şey biraz fazladır: renkler, kokular, sesler. Medina'nın pembe duvarları arasında dolaşırken bir köşede nane çayı demlenir, öbür köşede bakırcı çekiç sallar. Baharda turunç ağaçları çiçek açınca bütün sokaklar o kokuyla dolar.
Jemaa el-Fna meydanı gün ortasında nispeten sakindir. Asıl hareket akşamüstü başlar. Yemek tezgâhları kurulur, ızgaralardan dumanlar yükselir; hikâye anlatıcıları, müzisyenler ve meraklı kalabalık meydanı doldurur. Meydanın arkasındaki çarşı sokaklarında kaybolmak da işin bir parçası. Fenerciler, deri ustaları, halıcılar birbirini izler. Pazarlık burada gelenektir, ilk söylenen fiyatı kabul etmek zorunda değilsiniz.
Şehrin biraz nefes aldığı yerler de var. Jardin Majorelle, kobalt mavisi duvarları ve kaktüsleriyle kalabalığın ortasında sakin bir bahçe; hemen yanında Yves Saint Laurent Müzesi bulunuyor. Bahia Sarayı'nın çini ve ahşap işçiliği, Ben Youssef Medresesi'nin avlusu da görülmeye değer. Şehrin modern yüzünü merak ediyorsanız Fransızlar döneminde kurulan Ville Nouvelle'e geçin. Galerileri ve kafeleriyle bambaşka bir Marakeş gösterir.
Konaklama için otel yerine bir riad seçmenizi öneririz. Riad, ortasında avlu olan geleneksel medina evine deniyor. Çoğu küçük ve özenle döşenmiş; kahvaltıyı avluda, akşam çayını çatıda içersiniz. Marakeş'te hamam kültürü de hâlâ yaşıyor. Gün boyu yürüdükten sonra bir hamam ve masaj çok iyi gelir. Akşam, Atlas Dağları'na bakan bir çatı terasında güneşin batışını izleyip yemeğe öyle oturabilirsiniz. Tajin ve kuskusun yanında dünya mutfaklarından seçenek bulmak da zor değil.
Pratik ipucu: Sahra'ya gidecek vaktiniz yoksa Marakeş'e yaklaşık bir saat uzaklıktaki Agafay'ı düşünün. Burası kumul değil, taşlık bir çöl. Yine de çadır kamplarda yıldızların altında bir gece geçirmek için yeterince ıssız.

2. Aït Ben Haddou
Film sahneleri için
Marakeş'ten güneye, eski kervan yolunu izleyerek Atlas Dağları'nı aşarsanız Ouarzazate bölgesine varırsınız. Tizi n'Tichka geçidinden geçen bu yol başlı başına bir manzara turu. Virajlar, kızıl topraklı köyler ve yükseldikçe değişen bitki örtüsü yolculuğu hiç sıkıcı olmaktan kurtarır.
Ouarzazate'e yaklaşık 30 kilometre kala Aït Ben Haddou karşınıza çıkar. Kerpiçten yapılmış bu ksar, yani surlarla çevrili köy, bir tepenin yamacına basamak basamak yerleşmiş. Kökleri 11. yüzyıla kadar uzanıyor. Fas'ın en iyi korunmuş eski yerleşimlerinden biri sayılıyor ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Birkaç aile hâlâ içeride yaşıyor; kimi evinin bir odasını küçük bir dükkâna ya da çay molası verilecek bir köşeye çevirmiş.
Bu manzara size tanıdık geliyorsa şaşırmayın. Aït Ben Haddou, Game of Thrones dahil pek çok yapımda kullanıldı. Yerel halk bölgeye şakayla "Ouallywood" diyor. Ouarzazate'teki Atlas Film Stüdyoları'nda Gladiator, Prison Break ve Kingdom of Heaven gibi yapımların sahneleri çekilmiş. Stüdyoyu gezip eski setlerin arasında dolaşmak da mümkün.
Pratik ipucu: Köyü sabah erken ya da gün batımına doğru gezin. Hem hava daha serin olur hem de kerpiç duvarlar o saatlerde turuncuya döner. Tepedeki eski tahıl ambarının kalıntılarına kadar tırmanın; vadinin tamamını oradan görürsünüz.

3. Taghazout Körfezi
Sakin sahil tatili için
Fas'ın Atlantik kıyısı, kuzeyde Essaouira'dan güneyde Sidi Ifni'ye kadar sörfçülerin gözde rotası. Bu şeridin tam ortasında, Agadir'in yaklaşık 20 kilometre kuzeyinde Taghazout var. Eskiden sadece balıkçıların yaşadığı küçük bir köydü. Bugün boyalı merdivenleri, rengârenk duvarları, küçük kafeleri, ızgara balık yapan lokantaları ve sörf okullarıyla bambaşka bir yer olmuş.
Sörfçülerin arkasından yoga da geldi. Taghazout'ta günler çoğu zaman aynı düzende akar: sabah çatıda yoga, öğlen dalgalar, akşam yine yoga ya da denize karşı bir tabak ızgara balık. Kasabanın havası rahat, kimsenin acelesi yok.
Sörf yapmasanız da buraya gelmek için pek çok sebep var. Körfez boyunca uzanan yaklaşık 5 kilometrelik kumsal, klasik bir yaz tatili için ideal. Konaklama seçenekleri de geniş: büyük otellerden bütçe dostu sörf kamplarına ve bohem pansiyonlara kadar her tarza uygun bir yer bulursunuz. Biraz iç kesime girip Paradise Valley'de palmiyelerin arasındaki doğal havuzlarda serinlemek de güzel bir günübirlik kaçamak olur.
Pratik ipucu: Dünyanın dört bir yanından gelen sörfçüleri izlemek istiyorsanız ocak ya da şubatta gidin; Anchor Point'in ünlü dalgası bu aylarda en iyi halinde. Sörfe yeni başlayacaksanız eylül daha uygun. Deniz ılık, dalgalar daha yumuşak olur.

4. Anti-Atlas Dağları
Yürüyüş ve doğa için
Yüksek Atlas'ın gölgesinde kalan Anti-Atlas, Fas'ın en az bilinen dağlarından biri. Turist kalabalığı buraya pek uğramaz. O yüzden karşılaşacağınız şey daha çok sessizlik, geniş platolar, derin vadiler ve taş evlerden oluşan köyler olur. Bölge, Amazigh (Berberi) halkının yurdu. Yürüyüş sırasında bir köyden geçerken çaya davet edilirseniz hiç şaşırmayın; misafirperverlik burada gündelik hayatın parçası.
Tafraoute kasabası bölgeyi keşfetmek için iyi bir başlangıç noktası. Çevresi pembe ve turuncu granit kayalarla sarılı; gün batımında bu kayalar kızıla döner. Yakındaki Napolyon'un Şapkası adlı kaya oluşumu ve Belçikalı bir sanatçının 1980'lerde maviye boyadığı Boyalı Kayalar ilginç duraklar. Ameln Vadisi'nde kısa yürüyüş parkurları ve tırmanış rotaları var. Vadinin üzerinde 2359 metrelik Jebel Lkest yükselir (jebel, Arapçada dağ demek). Kıvrımlı dağ yollarından Aït Mansour kanyonuna inerseniz hurma bahçelerinin arasından akan küçük derelerle karşılaşırsınız.
Daha uzun ve zorlu bir yürüyüş arıyorsanız 3305 metrelik Jebel Siroua'ya yönelin. Volkanik kökenli bu dağda birkaç gün süren trekking rotaları var. Geceleri çadırda kalmayı göze alan, kondisyonuna güvenen yürüyüşçüler için tam aradıkları yer.
Pratik ipucu: Anti-Atlas'ta yürüyüş için en rahat dönem ilkbahar ve sonbahar. Şubat sonu ile mart başında vadiler badem çiçekleriyle bembeyaz olur. Uzun rotalarda yerel bir rehberle yürümek hem yol bulmayı hem de köylülerle iletişim kurmayı kolaylaştırır.

5. Sahra Çölü
Her şeyden uzaklaşmak için
Sahra'ya gitmek biraz sabır ister. Yol uzundur. Saatler süren bir sürüşün sonunda asfalt birden biter ve kum başlar. Önünüzde göz alabildiğine uzanan kumullar vardır; dünyanın en büyük sıcak çölünün kıyısına gelmişsinizdir.
Kumulların arasına ister 4x4 araçla ister deve sırtında girin, ilk izlenim hep aynıdır: Etrafta hiçbir şey yok. Telefon çekmez, yol yok, ses yok. Fas Sahra'sına gitmek biraz da bağlantıyı koparmayı göze almak demek. Bu sert ve çıplak coğrafya, bölgeyi iyi tanıyan bir rehberle bambaşka bir anlam kazanır. Rehberler size kumun renginden, rüzgârın yönünden, göçebelerin yollarını nasıl bulduğundan bahseder. Akşam kampa döndüğünüzde ateş başında müzik ve sıcak bir tajin sizi bekler.
Asıl gösteri gece başlar. Işık kirliliği olmadığı için gökyüzü tahmin edemeyeceğiniz kadar yıldızla dolar, Samanyolu çıplak gözle seçilir.
Fas'ta çöl deneyimi için iki ana seçenek var. Merzouga yakınındaki Erg Chebbi'ye ulaşmak daha kolay, bu yüzden daha kalabalık. M'Hamid'in ötesindeki Erg Chigaga ise daha uzak ve daha sakin.
Pratik ipucu: Kalabalıktan kaçmak istiyorsanız Erg Chigaga'yı seçin; kumulları daha yüksek, kampları daha dağınık. Yazın gündüz sıcaklıkları çok yükseldiği için çöl turlarına en uygun dönem ekim ile nisan arası. Kış gecelerinde hava epey soğur, yanınıza kalın bir şey almayı unutmayın.

6. Essaouira
Şehir ve plajı bir arada isteyenler için
Fas'ta tek bir yer seçmeniz gerekse Essaouira hiç de kötü bir tercih olmaz, çünkü şehir ve deniz tatilini bir arada sunar. Uzun bir kumsalı, su sporları merkezleri, hâlâ çalışan bir balıkçı limanı ve taze balığın bağıra çağıra satıldığı bir pazarı var. Limanda tezgâhtan balığınızı seçip hemen yandaki ızgaracılara pişirtebilirsiniz.
Şehrin tarihi merkezi, UNESCO listesindeki medina, araç trafiğine kapalı. Beyaz badanalı evleri ve mavi pancurlarıyla Marakeş'ten çok daha sakin, daha ferah bir havası var. Sokaklarda seramikçiler, ahşap oymacıları ve küçük galeriler sıralanır. Denize bakan eski surlarda, Skala'da, sıra sıra eski toplar durur. Gün batımında martıların ve dalgaların sesi eşliğinde burada yürümek çok keyiflidir.
Essaouira müziğiyle de bilinir. Genellikle haziranda düzenlenen Gnaoua ve Dünya Müzikleri Festivali, şehri birkaç günlüğüne büyük bir konser alanına çevirir. Medinadaki pek çok riad zamanla bu festivale gelen sanatçılara ve müzikseverlere göre elden geçirilmiş. Eski surların hemen yanı başında modern restoranlar, barlar ve tasarım dükkânları bulunur.
Pratik ipucu: Essaouira'ya gelenlerin önemli bir kısmı rüzgâr için gelir. Şehir, uçurtma sörfü ve rüzgâr sörfü için Fas'ın en iyi yerlerinden biri; bu yüzden plajda sert bir rüzgâr sizi şaşırtmasın. Rüzgâr fazla gelirse şehir dışındaki kır evlerinin çoğu günübirlik havuz girişi satıyor. Sakin bir gün geçirmek için iyi bir alternatif.

7. Fes
Tarih meraklıları için
Fes, Fas'ın en eski imparatorluk şehri ve geçmişini bilerek, isteyerek koruyan bir yer. Fes el-Bali adıyla bilinen ortaçağ medinası, dünyanın araç girmeyen en büyük kent alanlarından biri sayılıyor. Binlerce dar sokak, çıkmaz ve geçit birbirine bağlanır. Atölyeler, aktarlar ve yük taşıyan eşeklerle dolu bu labirentte kaybolmanız neredeyse kaçınılmaz. İşin güzel yanı, kaybolmak da buranın keyfinin bir parçası.
Medinanın kalbinde Kairaouine Camii ve Üniversitesi var. 9. yüzyılda kurulan bu yapı, hâlâ faaliyette olan en eski eğitim kurumlarından biri kabul ediliyor ve dünyanın en eski kütüphanelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Gayrimüslimler camiye giremiyor ama kapıdan avluya göz atabilirsiniz. Bou Inania Medresesi ise ziyaretçilere açık; çini, alçı ve sedir ağacı işçiliğini yakından görmek için mutlaka uğrayın.
Fes denince akla gelen bir başka görüntü de Chouara tabakhanesi. Taş kazanlarda farklı renklere boyanan deriler, çevredeki dükkânların teraslarından izlenebiliyor. Koku biraz ağırdır; girişte elinize tutuşturulan nane yaprağı bu yüzden.
Pratik ipucu: Medinayı ilk gün resmi bir rehberle gezmek, sokakların mantığını çözmenize yardım eder. Bölgedeyken yaklaşık bir saat uzaklıktaki imparatorluk şehri Meknes'e ve çok iyi korunmuş Roma kenti Volubilis'e de uğrayın. İkisini aynı gün görmek mümkün.

8. Tanca
Konumu hissetmek için
İspanya'nın Tarifa limanından kalkan feribotla Tanca'ya yaklaşık bir saatte varırsınız. Havanın açık olduğu bir günde Tanca kıyısından karşıdaki İspanya sahillerini çıplak gözle görebilirsiniz. Fas'ın Avrupa'ya ne kadar yakın olduğunu en iyi anlatan manzara bu.
Şehre Beyaz Şehir denmesinin sebebi, tepelere yayılmış beyaz badanalı binaları. Tanca yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin kesiştiği bir liman olmuş ve bunun izleri hâlâ her yerde. Sokaklarda Arapça ve Fransızcanın yanında İspanyolca da sık duyulur. Tapas barları, eski kafeler ve canlı bir sanat ortamı şehre Avrupa ile Afrika arasında kalmış bir hava katar.
1921'den beri açık olan Café Hafa, Cebelitarık Boğazı'na bakan teraslarıyla şehrin en sevilen köşelerinden biri. Burada nane çayı içip denizi seyretmek Tanca'nın en klasik keyfi. Grand Socco meydanından medinaya girip Kasbah'a doğru yokuş yukarı çıkabilir, Petit Socco'daki kafelerde soluklanabilirsiniz. Akdeniz ve Atlantik kıyısındaki plajlar da şehre yakın.
Tanca, Fas'a ilk kez gelenler için iyi bir giriş kapısı. Marakeş kadar yoğun ve yorucu değil ama Fas'ın havasını yine de fazlasıyla hissettiriyor.
Pratik ipucu: Şehir dışındaki Herkül Mağaraları'na ve Cape Spartel Feneri'ne gidin; burası Atlantik ile Akdeniz'in buluştuğu noktaya çok yakın. Tanca'yı üs alarak mavi sokaklarıyla ünlü Chefchaouen'e ya da İspanyol etkisi taşıyan sahil kasabası Asilah'a gidebilirsiniz. Al Boraq hızlı treniyle başkent Rabat'a yaklaşık bir buçuk saatte varılıyor.
Fas Rotası Kurarken
Bir haftalık bir tatilde bu sekiz yerin hepsini görmeye çalışmak yorucu olur, çünkü mesafeler haritada göründüğünden uzun. Genelde iki ya da üç bölgeyi birleştirmek yeterli. Örneğin Marakeş, Aït Ben Haddou ve Sahra aynı güzergâh üzerinde, bir haftada rahatça görülebilir. Kuzeyi seçerseniz Tanca, Chefchaouen ve Fes iyi bir üçlü oluşturur. Biraz da deniz istiyorsanız Marakeş'ten Essaouira'ya geçmek yaklaşık üç saat sürüyor.
Mevsim seçimi de önemli. İlkbahar (mart-mayıs) ve sonbahar (eylül-kasım) çoğu bölge için en rahat dönem. Yazın iç kesimler ve çöl çok ısınır; kışın ise Atlas Dağları'nda kar görmek mümkün.
Fas’ı yakından keşfetmek ve keyifli bir seyahat deneyimi yaşamak için Fas turları seçeneklerimizi inceleyebilir, size en uygun tur programını kolayca bulabilirsiniz.












Bir yorum yazın: